Menü Kapat

Öğrencilerime… Sessizliğin Müziği

Öğrencilerime..

Fark Etmeden Öğrenmek

Pandemiden korunarak geçirdiğimiz günler sakın kalplere yılgınlık getirmesin. Dersler ve sınavlar yaz dönemi için bitti diye öğrenmek bitmedi ya! Öğrenmek, biz farkında olmasak da yaşamımızın sandığımızdan daha fazla içinde, daha fazla bizimle. Gün içinde fark etmeden öğrenme edimi içinde olduğumuz neler yapıyoruz hiç düşündünüz mü? Sık kullandığımız İnternet medyasından hepimize her an akışta olan haberler de öğrenmemize hizmet ediyor; ama bunların ne kadarı sağlıklı, doğru ve ne kadarı bizim ihtiyacımıza uygun bilgi aktarıyor? Haber edinirken çoklukla seçici olamıyoruz bile. Dersler ve sınav kaygısından uzaklaşabildiğiniz şu günlerde farkında olmadan bilgi edinmeye hizmet eden öğrenme yolları pek çok. Bilgi edinmek amacıyla seçmeden okuduğumuz bir kitap gibi seyrettiğimiz bir film de bize hiç o ana kadar yaşamadığımız büyük bir hazla bir şeyleri öğrenmemize kaynaklık edebilir. Doğru seçilmiş bir kitap ve film, her şeyden önce ne sebeple olursa olsun bir yılgınlığın bizde çöreklenip, günlerimizin anlamsız yitip gitmesini sonlandırabilir. Nitelikli bir film seyretmek bazen hep ertelediğimiz bir başlangıcı yapmakta harekete geçmek için bizi tetikler. Yaşam öykülerini ustalıkla işleyen biyografik filmler bilim kurgular gibi hayal gücü ve aksiyon türü gibi heyecan barındırmayabilir. Sevgi ve tutkuyla yapılanlar ya da yapmaktan kaçınılan ne varsa oradadır. Biyografilerin yazılı ya da görsel olması hiç fark etmez; aktardıklarının içtenliğidir sizinle gerçek bağı kuran. Gerçekçi oldukları için yaşanmışlık etkisi bırakır benliğimizde. Sözgelişi, böyle bir filmde yaşamın bize ansızın beklemediklerimizi sunduğu karelerle özdeşleşirken yalın bir gerçeklik durumuyla o anda başbaşa bırakılırız. Sizlere buradan önereceğim ve Türkçeye Sessizliğin Müziği olarak çevrilen The Music of Silence bu türden bir film. Gerçekliğin bir başka yanı daha vardır ya: Her şey yolundayken dramatik bir çaresizliğin nasıl da yaşamsal bir güce dönüştüğünü görmek için “rüzgarı dizginleyen çocuk” filmini de izlemenizi öneririm. Öğrenmek zorunda kalmadan öğrenmek kayıtsız kalamayacağımız bir sevgi ve tutkuyla kendini gösteriyor as.

Burada değindiğim her iki film de biyopik(biopic) denilen gerçek yaşam öykülerini işleyen ve pek çok yönüyle hepimize ilham veren filmler. Biyografik içerikler yaşamsal bir bilgiyi yaşanmışlık öyküsü üzerinden deneyimlemek fırsatı sunar bize. Bu tür filmlerin pek çoğunda sözcükler aşağıya alıntıladığım gibi kuşkuya yer vermeyecek ölçüde samimi gerçekliğe hizmet eder:

“Sevgili Veronica, sevgili çocuklarım,

Her hayat anlatılmaya değer harika bir hikaye. Her yaşam bir sanat eseridir ve eğer öyle görünmüyorsa, belki de sadece onu içeren odayı aydınlatmak gerekir. İşin sırrı asla inancını kaybetmemek, Tanrı’nın bizim için yaptığı planına güvenmek, bize yolunu gösterdiği işaretlerle ortaya çıkmak değildir. Dinlemeyi öğrenirseniz, her hayatın bize sevgi hakkında konuştuğunu göreceksiniz. Çünkü aşk her şeyin anahtarı, dünyanın motoru. İşte söylediğim her notanın ardındaki sır. Ve asla tesadüf diye bir şey olmadığını unutma. ”

Andrea Bocelli

Dünyaca ünlü opera sanatçısı Bocelli’nin hayatını konu edinen Sessizliğin Müziğini izledikten sonra sanatçının bu sözlerini mantığıyla filtrelemeden kalpten söylemiş olduğunu anlıyorsunuz.

Bazen derslerde öğretmeye ve öğrenmeye çalıştığımız konular bizi bir filmin konusuna ya da bir karakterine çeker ; dile gelenlerle o anda söylenen her ne varsa dersin konusuyla kenetleniverir. Bunun nedeni belki de hiçbir olgunun gerçekte birbirinden kopuk olmadığı gerçeğidir. Hiçbir bireyin de birbirinden kopuk olmadığı gibi. Var olan her oluşumun birbirine hizmet için var edildiğini

düşündüğümüzde evrenin avuçlarımızda bir top gibi olduğunu hayal etmek zor değildir. Olumlu ya da olumsuz, dış dünyamızda olanın içimizde de olduğunu bilelim. Sadece hangisini besleyeceğimize duygu ve düşüncelerimizle yön veriyoruz. Bunu yaparken her seferinde sevgiden güç ve ilham almak her şeyi olduğu gibi öğrenmeyi de kolaylaştırıyor. Böyle düşündüğümüzde öğrenirken her konu daha önce içselleştirdiğimiz önceki her düşüncemizle birleşerek gitmek istediğimiz yere, hedefe bizi götürmeye hizmet edecektir. Bu işleyiş tesadüf değildir. Bocelli’nin tarif ettiği dünyanın motorunun sizin de içinizde var olduğunu bilmeniz dilekleriyle.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir