Menü Kapat

Öğrencilerime..

Bilim kurgu okumayı sevenler için Arthur C. Clarke’ın bir kitabını tanıtmak istiyorum. Öyküsünde kütüphane olgusuna da yer veren Clark’ın hayal gücü ile beni nasıl şaşırttığını sizlerle paylaşmadan duramadım. Sizlerin de kütüphanelerle ilgili gelecek düşü olup olmadığını merak ediyorum.

Bilim Kurgunun Kurgusuz Hali

Bir dünyalı olarak dünyanın dışından izlendiğiniz varsayımının gerçek olduğunu düşünebilir misiniz? Hatta tarafsız ve masum bir izlence ve gözetlemenin çok ötesinde, bir gün dünya dışı güçlerin dünyanın yönetimini ele geçirebileceğini hayal edebilir misiniz? Arthur Clarke’ın Çocukluğun Sonu kitabını okumaya başladığınızda böyle bir kurgu sizi adeta arttırılmış bir gerçekliğe götürüyor. Clarke’ın bilim kurgusu Asimov’un hikayelerinden bile daha fantezi yüklü ! Dili ise daha edebi. Asimov, Huxley ve Clarke gibi yazarlar geleceğe yolculuk edip de geri dönmüş gibiler. Clark’ın kitabında sayfalar arasında ilerlerken kendinizi müthiş bir teknolojik mekatron dünyasına ziyarette bulunmuş gibi hissedebiliyorsunuz. Bu yazarların hayal güçleri mi bilim insanlarının keşiflerine kaynaklık ediyor yoksa bu yazarlar zaten kurgusu hazır ve üzerine kafa yorulan senaryoları mı anlatımlarına aktarıyor ? Her iki varsayımda da saydığımız isimler, geleceğin tahmin bilimi olarak adlandırılan fütürolojinin doğmasına hizmet edenler arasında yerini aldı.  Bugünün bilim kurgusunda sadece avatarların, robotların ortaya çıkışı değil hepimizin aynı gezegende bir arada yaşamını mümkünleştiren edimleri ve buluşları okumak ya da seyretmek neredeyse sıradanlaştı. Paranoyak bir yaklaşım günümüz alternatif yaşam gerçekliği arayışlarının temelini oluşturabiliyor. Bu düşünceye göre, başka bir gezegende kolonileşemeyenler bu dünyada yok olmaya mahkum mu ? Klasik bilim kurgu hala insanın yaratıldığı en saf ve güce karşı en korumasız formunu önemsiyor. İnsan dışı varlıkların iyi ve kötü karakterlerle insan yaşamına öykünerek aramızda olması ve dünyayı ele geçirmesi en yaygın senaryolardan birisi. Fütürist bir bilim kurgu yazarı olarak Clarke, Çocukluğun Sonu kitabında da bir bölümüne tanık olduğumuz insanın daha konforlu bir yaşamla buluşmasına hizmet eden buluşlarla okuyucuyu buluşturuyor. Pek çok nesne mekanikleşmiş ya da bir başka nesneye evrilerek yeni dünyanın parçası olurken kütüphanenin ve içindeki kitabın aynılığını koruması ya da teknolojiyle beslenmeden kalmış olması, başkalaşmaması okuyucuyu hayrete düşürmez mi ? Burada söz kütüphane ve kitap oluverince bu olgulara rastladığınız sayfaları okurken duygusallığa kapılıp her iki ögenin de kurguda yalnız bırakıldığı hissine kapılabilirsiniz.  Oysa bir başka açıdan bakıldığında öyküde geçen kütüphane öylesine çok kitap içeriyor ki… Devamını siz keşfedin… Clarke kurgusunda, kütüphane ve kitap için yenilenme ve yaratıcılık beklentisine girmeksizin gelişimin bütünüyle okuyucunun kendi formu, anatomisi üzerinde gerçekleşmesi sizleri hayrete düşürebilir.

Gerçeğin belki de en saklı halidir Çocukluğun Sonunda okuyucuya aktarılan öykü .   Her şey bir yana, dünyayı iyileştirmek için biz insanoğlunun bilgi ve yeteneklerinin gelişiminden fazlasına ihtiyaç olduğunu hatırlatan bir yanı var kitabın.  İnsanlık ürettiklerine bağımlı ve kendi içkin formuyla özleşmeyen başkalaşmış bir dünya için ne pahasına olursa olsun gücünü zorlamayı terk etmeyecek gibi görünüyor. Bu dünyayı terk etmek zorunda kalmadan koşulsuz gelişme ve büyümeye değil de koşulsuz sevgiye, doğru ve iyi olana duyulan sadakate daha çok ihtiyacımız olduğunu bize bir gün hatırlatacaklar mı? Yoksa bundan daha da iyisi birileri gökten gelip de dünyayı bizim için iyileştirecek mi? Bunu dünyalıları korumak için mi yapacaklar ?

Arthur Clarke’ın ustaca kurguladığı, akıcı edebi diliyle kaleme aldığı yapıtı İthaki yayınlarından çıkmış . Ekin Odabaş’ın usta işi çevirisiyle dilimize kazandırılmış bu kitap, aslında yeni bir başlangıç yapmaya tetikliyor insanlığı.

Clarke yaşasaydı pek çok öngörüsünün bugün gerçekleşmesinden cesaret alarak bazı kitaplarına devam yazabilirdi belki de. Çocukluğun Sonu böyle bir serinin birincisi olsa, kitaba İnsanlığın Yeni Başlangıcı adını da yakıştırabilirsiniz. Nitekim, tarihi gerçeklikte de yeni başlangıçlar için insanoğlunun direnme gücü sınanır bazı dönemlerde. Dileyelim pandemili günler de yepyeni başlangıçlara vesile olsun.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir