Menü Kapat

YÖK- Gelecek Projesi ve AR-GE Etkinliklerinde Kalite Ölçümü

“Yök’ten Öncelikli Alanlarda Öğretim Elemanı Yetiştirme Projesi : “Yök-Gelecek Projesi” Üniversitelerimizde her anabilim dalının kendini mercek altına alarak yetkin oldukları ve gelişmeye açık oldukları araştırma etkinliklerini, yayın ve proje üretimlerini değerlendirmeleri için bir fırsat olarak algılanmalı.

YÖK 9 Eylül tarihinde kurumsal web sitesinde bir duyuru yayınlayarak 2020 yılında “ülkemizin ihtiyaç duyduğu alanlardaki nitelikli insan gücünü karşılayabilmek için Öncelikli Alanlar Araştırma Görevlisi kadrosu için ek atama izinleri” nin çıkarıldığını kamuoyu ile paylaşmıştır. Bu kararın YÖK -Gelecek Projesi ile hayata geçirilmesi planlanmaktadır. Proje kapsamında Ülkemizin öncelikli alanlarının belirlenmesi ve bu alanlarda doktora programlarının açılarak doktora eğitimi yapan öğrencilere araştırma görevlisi kadrolarına atanma imkânı tanınacağı ifade edilmektedir. Bu olanak üniversitelerin özellikle öz kaynak üretimini besleyebilecek öncelikli alan araştırma ve geliştirme (AR-GE) faaliyetlerinin kurgulanmasıyla yakından ilişkilidir. Her iki adım da üniversitelerin niteliğinin arttırılmasında temel girdi konumundadır.  Bu süreçte ülkenin yenilikçi ve yerel ihtiyaç ve üretimleri doğrultusunda gerçekleşecek AR-GE faaliyetlerine verilecek desteğin Üniversite ve Araştırma Merkezleri tarafından kullanımının izlenmesi ve değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

TÜBİTAK 2016 yılında Üniversite Yetkinlik Analizi raporu yayınlayarak tüm üniversiteleri yetkinlik göstergeleri kapsamında analiz etmişti.[1] Burada uygulanan yöntem uyarınca Üniversiteler kendi yetkinlik haritalarında destek verecekleri öncelikli alanları belirleyebilmektedir.  Bu durumda Üniversitelerin stratejilerini geliştirirken, yüksek lisans ve doktora eğitim programlarında odaklı araştırmaları özendirecek kararlar almaları beklenebilir. Üniversiteler sadece Öğretim Programları kapsamında değil; bünyelerinde oluşturdukları Araştırma Merkezleri ve diğer Ar-GE temelli faaliyetleri kapsamında da izlenme ve değerlendirilme durumunda olacaktır.  Her üniversitenin kendi kaynaklarıyla kalkınmasının önünü açabilecek bu adımları yönetsel olarak planla, uygula,  kontol et, önlem al (ölç, izle ve iyileştir) süreçleri ile tanımlayabiliriz. Yönetsel düzeyde karar alma ve planlama ile ilişkili olan unsurları birbirlerine bağlı halkalarla PUKÖ döngüsünde şöyle gösterebiliriz ( Şekil 1).

Şekil 1. Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri ve Kalite Değerlendirme

 

PUKÖ döngüsünde her halka bir diğeri için gerekli veriyi üreterek Üniversite’nin AR-GE faaliyetleri için belirlenen strateji ve hedeflerini gerçekleştirmesine hizmet etmektedir.  Kurgumuzda AR-GE çıktılarına ilişkin kalite ve performans düzeylerini belirleyici veriler, merkezi olarak Bilgi Performans Sisteminde derlenmektedir. Veri kaynakları, döngünün iki temel bileşeni olan Araştırma- Gelişim  ve  Eğitim birimleridir. Bu alanlar döngüde hem veri girdisini sisteme kaydederken bir yandan da  mevcut durumlarının izlenmesi için  performans ve kalite göstergelerinin üretilmesine kaynaklık etmek üzere tasarlanabilir. Bilgi Performans Sisteminin bir uygulama üzerinde ilgili tüm birimler tarafından güncel veri sağlayıcı olarak işletilmesi sayesinde Üniversite, bu alanlarda kurumsal strateji ve hedeflerine yönelik analiz ve değerlendirmelerini gerçekleştirebilecektir. Üniversitelerin  araştırma merkezi niteliği taşıyan her birimi ile her anabilim dalından veri akışının sağlanacağı bu kurgu belirli aralıklarla mevcut duruma ilişkin performans haritası çıkarılmasına hizmet edebilecektir.  Bu veriler  mevcut durumda Üniversitelerin yıllık performanslarının izlenip değerlendirilmek üzere hazırlanan Yüksek Öğretim Kalite Raporları kapsamında düzenlenen iç değerlendirme raporları için belirli aralıklarla tüm birimlerden zaten istenmektedir. Ancak pek çok Üniversitede alt birimlerden bu veriler standart formlar üzerinde kayıtlı olarak ya da raporlar halinde talep edilerek derlenmektedir. Üniversite Kalite Birimleri bu konuda öğretim elemanlarının ve diğer personelin farkındalık kazanmaları için her fırsatta  eğitim ve çalıştay gibi etkinlikler düzenleyip, görevli insan kaynağı desteği oluştursa bile pek çok birimde AR-GE etkinliklerine ilişkin kayıtlar eş zamanlı olarak işlenememektedir. Bazı durumlarda duplike veri toplanabildiği gibi etkinliklere ilişkin eş zamanlı kayıtlar tutulamaması halinde eksik veri derlenmesi söz konusu olabilmektedir. Özellikle insan gücü kısıtı olan birimlerde bu tür verilerin tutulması, izlenmesi ve değerlendirilmesi kolaylıkla ötelenerek zaman aşımına uğrayabilmektedir. Yukarıda PUKÖ döngüsü ile  çok genel çerçevede tasarladığımız bir modelin üniversitelerimizde merkezi bir uygulama üzerinde hayata geçirilmesi ile her birimin reel verilerini anlık olarak işlemesi olanaklı olacaktır. Böylelikle dağınık veri kaynaklarından tek bir yere yapılan veri girişleri ile PUKÖ döngüsündeki AR-GE kalitesine ilişkin ölçme ve değerlendirme halkası işletilmiş olacaktır.

Bu halkada yer alan bibliyometrik analizler özellikle yayın ve atıf temelli değerlere dayanmaktadır.  Üniversitelerin özellikle AR-GE üretimi açısından yetkin oldukları alanların belirlenmesi TÜBİTAK’ın desteği ile YÖK tarafından izlenebilmektedir. Ancak buradaki veriler kamuoyu ile paylaşıldığında destek talebinde olan üniversitenin kendini değerlendirmesine hizmet etmek için büyük resmin son karesini oluşturmaktadır. Bu sürecin öncesinde Üniversiteler öz değerlendirmelerini yapabilecekleri  sayısal modeli oluşturarak yetkin oldukları alanları ölçmek ve geliştirmek  için kendi bibliyometrik analizlerini gerçekleştirebilirler. Sözü geçen TÜBİTAK raporunda yetkinlik puanı girdileri kalite ve hacim olarak iki temel kritere göre analiz edilmişlerdi. “Üniversitenin dünyaya görece bağıl atıf endeksi ve üniversitenin atıf açısından dünya çapında en fazla atıf alan ilk %10’luk dilime girmiş yayın sayısı göstergeleri kalite boyutunda; dünya toplam yayın sayısı içindeki üniversitenin payı, üniversitede yayın yapan akademisyen sayısı, üniversitenin TÜBİTAK destekli projelerine ait bütçe toplamı, üniversitenin TÜBİTAK destekli proje sayısı, üniversitenin Türkiye’ye görece bağıl odaklanma endeksi gibi göstergeler hacim boyutunda yer almıştı.” Burada olduğu gibi bibliyometrik analizlerin yapılmasına izin veren  algoritmalar kullanılarak ya da bibliyometrik uygulamaların desteği ile Bilgi Performans Sisteminden veriler çekilerek her Üniversite öncelikli alanları belirleme ve iyileştirme politikalarına yön verebilir. Üniversitelerin Araştırma merkezleri dahil olmak üzere bölümlerin proje ve yayın üretimi ile atıflarına ilişkin nicel göstergeler her bölümün kendisi tarafından girdi olarak Bilgi Performans Sistemi örneğimizdeki gibi merkezi bir bilgi sistemine işlenebilir. Böyle bir sistem artı değer olarak  , bölümlerin reel veri üzerinden öz değerlendirmelerini yaparak araştırma odaklı lisans üstü eğitim programları ve kadrolarını geliştirmelerine de yardımcı olacaktır. AR-GE faaliyetlerini kalite ile ne düzeyde birleştirebildiğimizi değerlendirmeye yönelik bir sistemi oluşturmak Üniversite için Öğrenci Bilgi Sistemi kadar öncelikli bir değer taşımaktadır.

Üniversitelerimizin AR-GE faaliyetlerinin insan gücü ve maddi kaynak desteği ile beslenmesi bilim alt yapısının ve akademik yapının oluşturulması ve sürdürülmesi için öncelikli bir adımdır elbette. Bu adım aslında PUKÖ döngüsünü harekete geçirmiştir. Üniversitelerin bu yeni süreçle uyumlu olmak üzere mevcut durumunu izleyerek yönetsel kararlarına reel veri üretebilecek ölçme ve değerlendirme çarkını işletilebilmesini sağlayacak alt yapıyı oluşturması ise her Üniversiteyi odakladığı hedefe taşıyacaktır.

[1] TÜBİTAK Bilim Teknoloji ve Yenilik Politikaları Daire Başkanlığı. (2016). Üniversite Yetkinlik Analizi Çalışması.

http://apps.agri.ankara.edu.tr/apps/ftp/Universite_Yetkinlik_Analizi_Rapor.pdf

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir